Elektriği kim buldu, sorusuna cevap vermek zordur. Çünkü elektriğin gelişimi tarihsel bir sürece dayanır.
William Gilbert, Elektriği ilk olarak ciddi anlamda inceleyen bilim adamıdır. 16. yüzyılın sonlarında, statik elektrikle magnetizma arasındaki ilişki üzerinde araştırmalar yapmıştır. Elektrik yüklerinin eksi ve artı olarak belirlenip adlandırılmasına da gerçekleştirdi. 
1767 yılında Joseph Priestley, elektrik yüklerinin birbirlerini, aralarındaki uzaklığın karesiyle ters orantılı olarak çektiklerini buldu.
” Thomas Edison tarafından bulunan elektrik, Ampulün icadı için gerekli akımın ortaya çıkmasıyla olduğundan ötürü iki icat beraber kabul edilir.

21 Ekim 1879 tarihi elektriğin icat edildiği tarih olarak gösterilse de Benjamin Franklin 1752 senesinde konuyla ilgili ilk deneyleri yapmaya başlayan kişidir.
1880’lerde Thomas Edison’un ampulün icadı ile elektrik enerjisi aydınlatmada kullanılmaya başlanmıştır.


Elektriğin Keşfinin Tarihsel Gelişimi:

Alessandro Volta ve Pilin icadı

Sürtme ile meydana gelen statik yani durgun elektrikten başka, akan elektriğin bulunuşu İtalyan bilim adamı Alessandro Volta’nın 1800 yılında yaptığı deneylerle başlar. Alessandro Volta ilk elektrik pilini ve bundan da ilk elektrik akımını elde etmeyi başarmıştır.
Buna rağmen,1672 yılına kadar elektriğin icadı ile ilgili kayda değer bir gelişme olduğu söylenemez. 1672 yılında, Otto von Guericke adında bir adam, elini hızla dönen bir sülfür (kükürt) kürenin karşısına tutarak, daha güçlü elektrik üretti.
1729 yılında ise, Stephen Gray, bazı maddelerin (örneğin metaller) bir yerden başka bir yere elektrik ilettiklerini keşfetti. Bu tür maddeler “kondüktör-iletken” diye tanımlandılar. Cam,kükürt,amber,balmumu gibi diğer bazı maddelerde elektriği taşımıyor,bir yerden bir yere iletmiyorlardı. Bunlara genel olarak “yalıtkan” adı verildi.


Benjamin Franklin

Aynı doğrultuda son derece önemli bir başka adım, 1733 yılında Du Fay adında bir Fransızın negatif ve pozitif elektrik yüklerini bulması olmuştur. Du Fay, negatif ve pozitif şarjların (elektrik yüklerinin),iki ayrı tür elektrik olduğunu sanmıştı. 
Yine de, elektriğin gerçeğe en yakın tanımlamasını yapan Benjamin Franklin‘dir. Benjamin Franklin‘in fikrine göre, tabiattaki bütün maddelerin bünyesinde elektriksel bir akış vardı. 
Belirli iki madde arasındaki sürtünme, bu akıştan bir kısmının, miktar bakımından fazlalık meydana getirecek şekilde öteki maddeye geçmesine sebep oluyordu. Bugün, bu akışın negatif yüklü elektronlardan oluştuğunu söyleyebiliyoruz.
Elektrik konusunda en önemli gelişmelerin, 1800 yılında Alessandro Volta tarafından ilk pilin (bataryanın ) keşfiyle başladığı tartışma kabul etmeyen bir gerçektir. Söz konusu batarya, ilk devamlı ve güvenilir elektrik kaynağı olmak niteliğiyle, öteki buluşlar ve uygulamalar yolunda dünyaya kılavuzluk etmiştir.
Humphry Davy,  1808 de elektrik akımı taşıyan iki kömür elektrodu birbirinden ayırarak  bir ark oluşturmayı başardı ve böylece elektriğin ışık ya da ısı enerjisine dönüşebileceğini gösterdi. 
1820 yılında Hans Christian Orsted, içinden elektrik akımı geçen bir iletkenin yakınındaki bir mıknatıs iğnesinin saptığını  gözlemleyerek, elektrik akımının iletken çevresinde bir magnetik alan oluşturduğu sonucuna vardı.


Nikola Tesla ve Alternatif Akım (AC)

1900’lerin başında Sırp asıllı Amerikalı mühendis, mucit ve elektrik sihirbazı Nikola Tesla ticari elektriğin doğuşuna önemli katkı sağladı. Edison ile birlikte çalıştı ve daha sonra elektromanyetizma alanında birçok devrimci gelişmeye katkıda bulundu. Alternatif akım (AC), AC motorları ve çok fazlı elektrik dağıtım sistemi ile ilgili yaptığı çalışmaları devrim niteliği taşımaktadır.


Elektriğin Enerji Olarak Kullanılması

Elektriğin enerji olarak kullanılması 1880’lerde başlamıştır. Bundan önce bu safhaya gelmeye zemin hazırlayan pek çok çalışmalar yapılmıştır. M.Ö. Thales’in elektrostatikle ilgili buluşları, 1800’lerde İtalyan fizikçi Volta’nın yaptığı pil, fizikçi Hans Christian Orsted’in elektrik ve mağnetizma ile ilgili çalışmaları, elektrik akımının meydana getirdiği manyetik alanla ilgili fizikçi Fronçois Arago ve Ampére’in tesbitleri, mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çeviren dinamoyu geliştiren Michael Faraday’ın incelemeleri bunların başlıcalarındandır.
Faraday’dan sonra Fransız Hippolyte Pixli alternatif akım jeneratörünü yaptı. 1866’da Alman Weiner von Siemens’in jeneratörlerde mıknatıs yerine elektromıknatısı geliştirmesiyle yüksek güçte jeneratörlerin kullanılması sağlandı. 1880’lerde Thomas Edison’un ampulün icadı ile elektrik enerjisi aydınlatmada kullanılmaya başlanmıştır.